Sakın iki kere sağ klik yapma!...
Google
 
KAYISI VE MALATYA - Blogcu


KAYISI VE MALATYA

20/8/2007 - SON BATTALGAZİ GEZİSİ

Kategori: Battalgazi

SİZLERE EN SON ÇEKTİĞİM MALATYA VE BATTALGAZİ İLÇESİNİN ŞİRİN RESİMLERİNİ SUNUYORUM.FAZLA DURAMADIĞIM İÇİN ELİMDEN BU KADAR GELDİ.BU ARADA MEMLEKET HASRETİ ÇEKENLER BİRAZ DAHA DİKKATLİ BAKSIN...

 

MALATYA'DAN RESİMLER

 

 

 

 

 

BATTALGAZİ RESİMLERİ

 

 

 

 

 

 

 

BAKKALLIK MESLEĞİNİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞAN SAYGIN ESNAFLARDAN MURAT YALÇINKAYA VE YALÇIN GIDA

 

 

 

 

 

DOLAMATEPE MAHALLESİ CAMİİ MİNARESİ İNSAATI

 

 

DOLAMATEPE MAHALLESİ OKUL BİNASI

 

 

DOLAMATEPE MAHALLESİ KURAN KURSU

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/2/2007 - VİDEOLAR

MALATYA BELGESELİ

 

MALATYA BELGESELİ

MALATYA BELGESELİ 2

 

Özgürlüğün İtalyancası

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2007 - YALÇIN GIDA

DÜNYADA MALATYA KAYISISI , TÜRKİYE'DE YALÇIN GIDA !İDDİA EDİYORUZ KAYISI BİZİM İŞİMİZ...HER TÜRLÜ KAYISI SİPARİŞİNİZ İÇİN BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ.DÜNYANIN VE TÜRKİYA'NİN NERESİNDE OLURSANIZ OLUN.SİZE BİR TELEFON KADAR YAKINIZ.

 

WEB       : www.battalgazi.com.50megs.com

WEB       : www.theapricot.com.mysite.com

WEB       : www.kayisicim44.sitemynet.com

WEB       : www.kayisicim.azbuz.com

E-MAİL  : eserinizz@hotmail.com

E-MAİL  : eseriniz@mynet.com

TEL        : +90 539 223 33 21

TEL        : +90 536 787 54 89

 

 

A.VAHAP YALÇINKAYA

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2007 - MALATYA TARİHİ VE MALATYA RESİMLERİ

Kategori: MALATYA

 

  

 

        

 

      MALATYA HATİTASI               T.ÖZAL TIP MERKEZİ

 

MALATYA'NIN GENEL TARİHİ 

Malatya, kuruluş ve isim itibariyle başlangıçtan zamanımıza kadar büyük bir değişikliğe uğramadan gelen Anadolu şehirlerinden birisidir. Kültepe vesikalarında "Melita" şeklinde görülen Malatya'dan Hitit vesikalarında "Maldia" olarak bahsedilmektedir. Asur lmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide, Melid, Milid, Milidia olarak geçmektedir. Urartu kaynaklarında ise Melitea denilmektedir. Malatya kelimesinin Hititçe "bal" anlamana gelen "Melid"den türediği anlaşılmaktadır. Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri, bir öküz başı ve ayağı ile ifade edilmektedir.Eski çağ coğrafyacılarından Strabon (M.Ö. 58- M.S. 21) Malatya'yı sürekli "Melitene" adı ile zikretmiştir. Kesin olarak yerini vermediği geniş bir alan içerisinde "Kataonia" ile Fırat Nehri arasında Kommagene sınırında Kapadokya Krallığı'nın (M.Ö. 280-212) on Valiliğinden birisi olarak gösterir. Ona göre Melitene, Sophene (takriben bugünkü Elazığ ile Fırat Nehri arasındaki bölgeyi ifade eder) nin karşısında kurulmuş bir eyalet olduğu kadar kentleri bulunmayan bir bölgenin adıdır. Strabon'a göre bu yöre; zeytin-üzüm ve meyva ağaçlarıy1a bezenmiş, Kapadokya'da bir benzeri bulunmayan tek yerdir.Pline'ye dayanarak Malatya'nın Asur kraliçesi Semiramis tarafından "Meliten" adıyla kurulduğunu kayıt eder. Bu bilgi, daha sonraki çalışmalarda aynen doğrulanmıştır.Gelişen Maldia-Melite ne (Malatya), Kalkomik çağdan beri iskan görmüş ve bugünkü Aslantapede 27 kültür katı bırakmıştır. Buradan 4 km. kuzeyde yer alan Battalgazi'ye M.S. 79-81 yıllarında Roma kralı Titus zamanında lejyon karargah olarak taşınmıştır. Yine şehre bu dönemde de Melitene adı verilmiştir. Artık bundan böyle bir şehir adı olarak bu isim kullanılmaya başlanacaktır. Roma şehir surları bu dönemde yapılmaya başlamıştır. Burası Roma devrinde, Hudutlarının korunması, coğrafi konumu ve jeopolitik önemi dikkate alınarak mühim bir merkez olarak muhafaza edilmekteydi. Bizans döneminde de bu değerini siyasi iktisadi bakımdan da korumuştur.Bizans-Arap mücadelesi sonucunda şehir" İslam hakimiyetine geçmiştir. (M.S. 659) Bizans kaynaklarında da Melitene şeklinde kullanılan Malatya şehir adı, Araplar tarafından, kadim şekline yakın bir imla ile "Malatiyye" adıyla anılmaya başlanacaktır. Araplar, "Sugür EI-Cezeriye "nin merkezi haline getirdikleri bu şehri aynı zamanda bölgenin en büyük ve mamur bir beldesi yapmışlardır. Abbaslerden Harun Reşit döneminde (M.S. 786-809) "EI-Avasım" adıyla oluşturulan müstakil bir idari bölgenin merkezi olma hüviyetini kazanır. Böylece Malatya, 1stanbul'a kadar uzanan Rum kazalarının hareket üssü olma özelliğini de taşır. Bu merkezin bir diğer özelliği ise Tarsus, Adana, Maraş şehirleri gibi Horasan'dan nakledilen Türkler'in önemli bir yerleşim yeri durumuna gelmiş olmasıdır. Malatya'ya çok eski zamanlardan beri çeşitli sebeplere bağlı olarak Türk yerleşiminin olduğu bilmekteyiz. Bu bölgede Türk varlığı, Arap - Bizans mücadeleleri sırasında ortaya çıkmıştır. Türkler, bu güzel ve önemli beldenin adını değiştirmeyerek Araplardan aldıkları Malatya şekliyle günümüze taşımışlardır. 11. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Bu bölge de Türk-Bizans mücadelelerinin odaklaştığı şehirlerden biri olmuştur. 1056-1101 yılları arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1101 yılında Danişmenli Melik Muhammed Gazi'nin hakimiyetine geçen Malatya, bir daha kayıp edilmemek üzere Türk Beldesi haline getirilmiştir. Selçuklular döneminde "Vilayet-i Malatya" olarak anılan şehir, bir üstünlük ve asalet ifadesi olarak "Daru'r-Rifa" (Saadet, mutluluk yeri) olarak anılmıştır.Memlüklü devleti kaynaklarında, DulkadirIiler ve diğer Türkmenlerle meskun olan Malatya ve havalisi için "İklim AI-Ozaria (Üzeyir Ülkesi) lakabı kullanılmıştır.Osmanlılar döneminde aynı adla anılan şehirde , daha önce belirtildiği gibi, 1838 yılında Osmanlı ordusu ikamet ederek kışlamıştır. Yöre insanı Aspuzu bağları olarak bilinen yazlığa göç etmiş, orada yerleşerek bugünkü şehir oluşmuştur. Malatya, günümüze modern bir yapılanma ile gelirken asıl tarih çekirdeğini oluşturan Battalgazi (Eski Malatya), yöre insanının deyimi ile "Aşağı Şeher”, bugün turistik bir ilçe olarak varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler ışığında Malatya, isim olarak fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.

 

   

       MERKEZ İSTASYON             BEŞ KONAKLAR

 

 

                                   KANALBOYU

     

 

   

                                                İNÖNÜ CADDESİ

 

             MALATYA GENEL GÖRÜNÜŞ

 

 

   

MALATYA MERKEZ                    ATABEY İSKELESİ

 

               KERNEK PARKI VE ÇEVRESİ

     

 

    

 

          NEMRUT DAĞI VE KALINTILAR

     

 

     

 

      

 

     

 

     

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/2/2007 - BATTALGAZİ TARİHİ VE RESİMLERİ

Kategori: Battalgazi

Malatya’nın ikinci yerleşim yeri olan ve 1988  yılına kadar  Eskimalatya ismi ile anılan İlçemizin tarihi çok eskidir. Malatya şehrinin ilk kuruluş yeri bugünkü  Bahçebaşı  Kasabası içinde  yer alan  Aslantepe  Höyüğüdür. Bu alan özellikle  M.Ö.XX  ve  XIX.  yüzyıllarda işlek kervan yollarının kesiştiği bir bölümdür. O zaman ki Asur ve Urartu kaynaklarında  bu yöre MALDİA, MELİT, MELİDE ve MELİTEA olarak değişik biçimlerde isimlendirilmiştir. M.S. I. y. y.da  Aslantepe  Höyüğündeki bu  yerleşim  birimi bugünkü Eskimalatya üzerine  kaymıştır. Dolayısıyla bu  tarihten itibaren  1836  yılına kadar geçen ve Malatya tarihi olarak anlatılan bölüm aslında Battalgazi İlçesinin tarihidir.Romalılar  ve  Bizanslılar   döneminde   büyük   bir   şehir   haline   gelen Eskimalatya  etrafı  surlarla çevrilmiş, doğuda askeri bir üs olarak önem kazanmıştır. Bizans egemenliğinde olduğu halde yıllarca Sasanilerin akınına  uğramış, VII. y.y.dan X.y.y.a kadar Araplarla Bizanslılar arasında el değiştirmiştir. Araplar  tarafından MALATİYA adıyla anılan kent 1101 yılında Danişmentlilerin, 1105 yılında Anadolu Selçuklularının, 1399  yılında ise Osmanlıların eline  geçmiştir. 1401 yılında Timur’un ordusu tarafından yağmalanmıştır. Daha sonra  Osmanlılarla Memluklular arasında çekişmeye konu olmuş ve Dulkadiroğullarının yönetimine girmiştir. 1515’de I. Selim’in Osmanlı topraklarına kattığı kent daha sonra Dulkadiriye Eyaletine bağlı Malatya Sancağının Merkezi yapılmıştır.XIX.y.y.ın başında sürekli ayaklanma ve eşkiya saldırıları  yüzünden   şehir harap duruma düşmüş ve halk kent çevresindeki bağlarda yaşayınca kentin  gelişmesi durmuştur. Doğu Anadolu’daki Osmanlı orduları komutanı Hafız Mehmet Paşa  karargahını  Harput’tan Malatya’ya taşıyınca halk kenti terketmiş ve boş  kalan evlere  askerler  yerleştirilince  bağların yoğun olduğu  Aspusu  yöresine  giden halk geri dönmemiş ve bu mahalde yeni Malatya gelişmeye başladı. Ordu   Nizip  savaşı için Eskimalatya’dan ayrılınca kent boş kaldı. Halk harabeye dönmüş evlere dönmedi. 1839 Mayıs’ından sonra Eskimalatya eski bir yerleşim birimi olarak varlığını sürdürdü.Cumhuriyet Döneminde Malatya’nın il olmasından sonra Eskimalatya’da 1928 yılında belediye, 1932 yılında nahiye oldu. 1987 yılında Eskimalatya Belediyesi Encümeninin ittifakla aldığı kararla “ESKİMALATYA” ismi ünlü Türk İslam Komutanı ve Kahramanı Battalgazi’nin burada yaşamasından dolayı değiştirilerek  “BATTALGAZİ”  adını aldı. Eskimalatya  Kasabası  19.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla (04.07.1987 tarih ve 19507  sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.) ilçe oldu.  01.05.1988  tarihinden  itibaren İlçede kuruluşlar faaliyetlerini sürdürmeye başladılar

 

 

 

 

  

 

        BATTALGAZİ MEYDANI                     BATTALGAZİ MEYDANI

  

         BATTALGAZİ MEYDANI                  BATTALGAZİ SANAYİ GİRİŞİ

 

 

                           BATTALGAZİ SURLARI

 

 

 

 

 

  

 

  

 

                            BATTALGAZİ KANLI KÜMBET

  

 

             BATTALGAZİ ULU CAMİİ

 

  

 

   

 

     

 

              BATTALGAZİ KERVANSARAY

 

 

 

 

 

 

  

 

  

 

            HASAN BASRİ TÜRBESİ                      KARA BABA TÜRBESİ

  

 

              NAMAZGAH                                 SIDDI ZEYNEP TÜRBESİ

  

 

          VAİZ OCAĞI

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/1/2007 - Kayısının Besin Değeri ve İnsan Sağlığına Yararları

Kategori: KAYISI

 

İhtiva ettiği organik ve inorganik maddeler vasıtasıyla insan sağlığına olumlu etkilere sahiptir. Kayısı yüksek miktarda seker, nişasta, protein, pektin, pektoz selüloz, organik maddeler, vitaminler, asitler,organik ve inorganik maddeler içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden B karoten yönünden çok zengindir. Vitamin A, vücudu ve organları saran epitel doku ve gözün sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. 200-250 gram kayısı diyeti yeteri kadar yağ içeriyorsa günlük A vitamini tüketiminin 1/3’ünü karsılar. Ayrıca kayısının sodyumca fakir, potasyumca zengin olusu bazı özel diyetlerin düzenlenmesinde yardımcı olabilir. Sodyum ve potasyum, vücut sıvılarının kozmatik basıncı ve asit baz dengesi için gereklidir. Vücutta sodyum birikimi ödemlere yol açar. Potasyum yetersizliğinde ise glikojen yetersizliği görülür. Kayısı Sodyumun kısıtlanmış diyetlerde, mesela konjestif kalp yetmezliğinde, böbrek hastalıklarında, asit toplanması gereken hepatit sirozda ve uzun süre kartikosteroit tedavisi gören kişilerde kolaylıkla kullanılabilir.

 

 

İNSAN VÜCUDUNA KAYISININ YARARLARI

 

Malatya Belediyesi'nce hazırlanan; TÜBİTAK, Hacettepe ve Atatürk Üniversitesi gibi kurumların da kaynak gösterildiği ‘‘kayısının yararları’’ konulu tanıtım yazısında ‘‘sarı altın’’ ın insan vücuduna faydaları sıralandı. Kayısının yararları şöyle aktarıldı:
Önemli mineraller ve vitaminler içeren kayısı özellikle insan vücuduna birçok  yararları şöyledir.

* Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stres azaltır.
* Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.
* Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
* Dişlerin daha sağlam olmasında önemli rol oynar.
* Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
* Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin oluşmasına engel olur.
* Ülserlerin iyileşmesinde de önemli rol oynar.
* Böbreklerde taş teşekkülünü azaltır.
* Üreme sistemi üzerinde olumlu rolü bulunup, cinsel gücü artırır.
* Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
* Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
* Bağırsakların  düzenli çalışmasını sağlar. 

Kayısının, potasyumca zengin sodyumca fakir ve A vitaminin öz maddesi proteince zengin olması insan beslenmesinde çok önemli boyutlar kazandırmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/1/2007 - Kayısının anavatanı ve tarihçesi

Kategori: KAYISI

DALDA KAYISIMIZ

 

  

 

DÜNYACA ÜNLÜ DOGAL MALATYA KAYISISI

 

     

 

BİN DERDE DEVA KAYISI AYRİYETEN ... :))

 

  

 

Bilimsel adına (Prunus armeniaca L. veya Armeniaca vulgaris Lam.) bakılarak başlangıçta anavatanının Ermenistan olduğu zannedilen kayısı, daha sonra yapılan araştırmalarda bu meyve türünün yayılma alanının Orta Asya'dan Batı Çin'e kadar uzandığını ortaya koymuştur. Bugün Çin’in kuzey ve kuzey-doğu dağlık alanları, Sinkiang bölgesindeki Tiyan-Şan ve Altay Dağları ile Orta Asya ve Mançurya’yı içine alan çok geniş bir bölgenin kayısının anavatanı olduğu bilinmektedir. Çin, Orta Asya ve Yakın Doğu olmak üzere kayısının üç gen merkezi bulunmaktadır. Kayısı, anavatanı olan Çin'de Milattan üç bin sene öncesinden beri bilinmekteydi. Büyük İskender’in Asya Seferleri sırasında (M.Ö. 330-323) İran ve Transkafkaslar üzerinden kayısı önce Anadolu’ya getirilmiştir. Yukarıdaki tarihi bilgiler kayısının Anadolu'da yaklaşık iki bin yıldan fazla bir geçmişinin olduğunu göstermektedir. Anadolu'dan Batıya yayılışı M.Ö. I. yüzyılda olan kayısı, Romalıların Anadolu’yu istilası sırasında ermeni tüccarları tarafından önce İtalya’ya, sonra Yunanistan’a götürülmüş.Bu ülkelerde Altın Elma" da denilen kayısının tarımına önem verilmiştir. Kayısının İtalya ve Yunanistan’dan diğer Avrupa ülkelerine geçişi çok eskiye dayanmamaktadır. Kayısı 13. yüzyılda İngiltere’ye, 17. yüzyılda ise Fransa ve Amerika’ya götürülmüştür.

 

Malatya da kayısının tarihçesi

 

Adını Hititliler döneminde "Meyve Bahçesi" anlamına gelen "Melitue, Maldiya, Melita" kelimelerinden alan Malatya’da kayısının yanı sıra diğer birçok meyve türünün ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Elma, armut, kiraz, şeftali, erik, ceviz ve dut Malatya çiftçisinin geçim kaynağı olan meyve türleridir. Fakat halk arasında "Mişmiş"de denilen kayısının Malatya’da ayrı bir önemi vardır. Malatya’da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655’dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya’ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve 7 kayısı çeşidinden bahsetmektedir. Evliya Çelebi Malatya’nın "kırmızı, sarı, beyaz, sulu, etli" adlarında kayısılarının olduğunu, bunları selelerle bahçeden eve getirirken sularını akıtmamak için insanın koşmaktan başka çaresinin olmadığını yazar.

 

     KAYISI KOMPOSTOSU                  KAYISI TATLISI

 

     

 

            KAYISI TATLISI                KAYISIMIZ

 

    

 

 

 

 

KAYISI TARTI

 


kuru kayısı** yaprak kayısı**gün kurusu kayısı**taze kayısı**kayısı döneri**kayısı lokumu**kayısı atomu**kayısı çekirdeği**kayısı kolonyası**

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

YILLARDIR KAYISI VE KAYISI ÜRÜNLERİ İMALATI,SATIŞ VE PAZARLAMASI YAPMAKTAYIZ.İDDİA EDİYORUZ KAYISI BİZİM İŞİMİZ

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
THE APRİCOT
KAYISI VE MALATYA

Kategoriler

  • Battalgazi
  • KAYISI
  • MALATYA
  • Arkadaşlarım

    MALATYA